Etiketler

Advertise

Social Share

Recent comments

Hamile Olduğunu Fark Etmedi, 17 Saatliğine Geldiği İstanbul'da Kendi Başına Doğum Yaptı!


Mart ayında Almanya'ya yolculuk ederken İstanbul'dan aktarma yapan ve yerleştiği otelde kendi başına doğum yapan ABD vatandaşı kadın uzun süre konuşulmuştu. Bebeğiyle havaalanına gelmesinin ardından ülke çapında haberlere çıkmış ve hatta bebeğinin adını Türk Hava Yolları çalışanları " Ata" koymuşlardı.İşte o anne, hikayenin bilinmeyen kısımlarını bu sefer Twitter hesabında anlattı: s-ecda87450f62cba100370a6ca2d2abe813591f

"Doğum hikayemin nesi bu kadar şaşırtıcı hala anlamıyorum. Belki bir gün anlarım"

"Bir süre boyunca hamile olduğumu bilmiyordum (çoktan üçüncü üç aylık dönemdeydim) ve siz sormadan söyleyeyim, kullandığım doğum kontrol hapı aylık döngüm olmamasına neden oluyordu. Yani regl olmamak benim için bir gösterge değildi. Tüm bunların üstüne, kilo da almamıştım. 'Hamile olduğumu' öğrenince ben:"

"Sonra bir ay daha inkardaydım çünkü hamile olamazdım. Bu sırada Eski Asker İlişkileri'nde ve herkesten uzakta çalışıyordum, o yüzden kimseye söylememeye karar verdim. Salak kafam belki geçer diye düşünüyordu..."

"Almanya'da tatil için de çoktan biletleri almıştım ve uluslararası uçuş parasını harcayacak halim yoktu. O yüzden düşündüm ki çocuk zamanında gelirse sorun çıkmayacaktı. O yüzden Almanya uçağına atlamadan önce iki saniye eve uğradım."

"Her şey yolunda gidiyordu ama 14 saatlik bir uçuştu bu. Bedava yemek vardı ama her şeyin içinde et vardı ve bildiğiniz gibi ben vejetaryenim o yüzden 'bunu yiyemem' diye düşünüyordum ama 14 saat beklemek için çok uzun o yüzden midemin bulanmayacağını umarak sombalığını yemeye karar verdim."

"Sombalığından mıydı, uçuştan mıydı yoksa zamanım mı gelmişti bilmiyorum ama durup duruken kramplar başladı. Daha inmemize bir saat falan vardı. Gıda zehirlenmesi olduğunu biliyordum. Canım acıyordu millet."

"'Bu kramplar nereden geliyor?' diye düşünüyordum. 'Ne var biliyor musun, uyuyacağım. Uyku her şeyi iyileştirir, değil mi?'"

"Neyse, inene kadar dayanıyorum ama uyandığımda kramplar daha da kötüleşmiş oluyor ve 'Sadece otele gitmek istiyorum." diye düşünüyorum. Konaklama adresim orası ve burada (İstanbul, Türkiye) sadece 17 saatliğine bulunuyorum. Fakat gümrükten geçmek ÇOOOK uzun sürdü."

"Resmen trabzanlara tutunarak sıralardan geçmeye çalışıyorum. Bu noktada bayılacakmış gibi hissetmeye başladım. Terliyorum. Kusacak gibi hissediyorum. Bunları yaşıyorum. Sonra birden düşündüm ki "Doğuruyor musun sen??"

"Neyse, Google'da aratmaya karar veriyorum. Ama internet "Güzel kardeşim, doğum ile yalancı kasılmalar arasındaki tek fark suyunun gelmesi." diyordu ve kesinlikle yardımcı olmuyordu. O yüzden ciddi mi değil mi öğrenene kadar beklemem gerekti."

"Her türlü, bu havaalanında doğurmuyorum, o yüzden kendime gaz vermeye başladım çünkü bu bebeği bu havaalanında DOĞURMUYORUM. Sonra kendi kendime havaalanının zemininde doğuracaksın diye konuşmaya başladım. O yüzden kendime gelmem ve otele gitmem gerekiyordu."

"Otele gidiyorum ve şimdi doğurduğumdan eminim. Doğurmuyor oluşumun imkanı yok çünkü şu noktada ayakta bile duramıyorum. Kimsenin İngilizce konuşmadığı yabancı bir ülkedeyim, acil durum telefon numarasını bilmiyorum, ne yapacağıma dair hiçbir fikrim yok."

"Sonra gerçek Y Kuşağı formuma bürünüp YouTube'da aramaya karar verdim. Arkamda kimse yoksa da internet vardı! Şimdi otel odasında tek başıma kendi bebeğimi nasıl doğuracağımı öğreniyordum."

"İşte, şimdi OYUN ZAMANI millet. Gerilecek zamanım yok. İşleri halletme vakti. Harekete geçiyorum. Küveti ılık suyla doldurup, ısırmak için bir havlu alıyorum, çıkınca kızımı ya da oğlumu sarmak için de başka bir havlu."

"Adrenalin başlayınca insanın nasıl odaklandığı garip bir şey. Çünkü hiçbir noktada korkmadım. Yapmam gerekeni yaptım."

"Neyse, üstümü çıkarıp küvete tırmandım. İnternette insanların rahat bulduğu birkaç pozisyon olduğu yazıyordu. Benim için işe yarayanı buldum ve sonra dedim ki 'Hadi bu bebeği doğuralım.'"

"İnternette kasılmalarım iki dakika aralıkla olana kadar itmeye başlamamam gerektiği yazıyordu. Çünkü kendinizi erkenden yorarak çocuk gelmeye hazır olduğunda yeterli enerjiye sahip olmamayı istemezsiniz. Ben de dedim, 'Tamamdır, telefonunda kronometre var. Bunu yapabilirsin!'"

"Kasılmalarım çoktan bir dakika aralıklıydı. Çok geç kalmıştım. Odama zar zor vardım. Ağzıma bir havlu koydum ve itmeye başladım. Ve hayatımda böyle bir acı ASLA hissetmedim. İkiye ayrılıyormuşum gibi hissediyorudm. Epidural'ım neredeydi?"

"Neyse ki çabucak bitti. Bebek çıkmadan önce 5-6 kere itmem gerekti. Şunu da söyleyeyim, bebekler batmıyor. Küçük şakacı 'bloop' diye ses çıkardı ve suyun yüzeyine çıkıverdi."

"Bu noktada bebeğin cinsiyet hakkında bir fikrim yok o yüzden nefesimi tuttuktan sonra bebeği 'Cinsiyeti ne?' der gibi kaldırıyorum."

"Ayrıca bir dip not: suda doğum YouTube'da gördüğünüz kadar güzel değil. Arkada çalan sakin, hippi müziği yok, ya da harika doğal ışık. Aşırı pisleşiyor."

"Neyse, bir OĞLUM oldu!!! Yaptığım ilk şey doğum haritasını çıkarmak oldu. 7 Mart 2018'de İstanbul, Türkiye'de doğdu."

Hikaye daha bitmedi. O çıktı ama plasenta hala içimde. Şimdi, internete göre çekip çıkarmamanız gerekiyor çünkü kendisini mühürlemesi gerekiyor muymuş neymiş, bilmiyorum."

"Uyarı, Görüntüleyicinin İhtiyatlı Olması Önerilir. / Neyse, plasentanın geçmesini beklerken göğsümde genç Xay ile oturuyorum. İnternet plasentayı çıkmaya zorlamak için alt karın bölgemi ovmamı söyledi. Yani bir kolumda bebek diğer kolum pelvisimi ovar şekildeyim."

"Bu arada şunu söyleyebilir miyim, göbek bağıyla dolanmak bir penise sahip olmanın nasıl olacağının izlenimini yaşattı."

"Neyse, sonunda yeniden kasılmam varmış gibi hissetmeye başlıyorum ve plasentanın düşmeye hazır olduğunu varsayıyorum. Banyoya sürünerek gidiyorum ve tuvalete oturuyorum çünkü başka nereye gidebileceğimi bilemiyorum."

"Neredeyse oturur oturmaz cuk diye çıkıyor. Tuvalette otelin sanitasyon poşetleri var, bir tanesini alıyorum ve plasentayı bağdan tutup içine atıyorum. Fakat hala oğluma bağlı olduğu için şimdi de göbek bağının nasıl kesildiğini Google'da aratmam gerekiyor."

"Önerdiği gibi kıskaçlarım yok ama ayakkabı bağlarım vardı. Dinleyin şimdi. Türkiye'de herkes çay/kahve içiyor, bu yüzden her otel odasında elektrikli kettle var. Yani ayakkabı bağlarını sterilize edip onları kıskaç olarak kullanabilmek için biraz su kaynattım."

"Ve biliyorsunuz her zaman silahlıyımdır. Bıçaklarım olmadan hiçbir yere gitmem. Ve sırf bu yüzden bir daha onlarsız muhtemelen hiçbir yere gitmeyeceğim."

"Tamam, daha bir saniye oldu, o yüzden tam detaylarda biraz garip olabilirim ama şöyle bir şekilde gerçekleşti. Karından 5 santimetre gibi bir ölçü alıp bir bağı bağlayıp sonra oradan üç santimetre daha ölçüp diğerini oraya bağlamanız gerekiyor. Şimdi ortadaki göbek bağını kesiyorsunuz."

"Şimdi, bütün süre boyunca gerilmedim ama bu bağı kesmek ödümü koparıyor. Ya acıtıyorsa? O yüzden bağı bıçakla dürterek oğlumun etkilenip etkilenmediğine bakıyorum."

"Neyse ki, etkilemiyor. (İnternet de öyle demişti) O yüzden direkt kesiyorum. Ve bu göründüğünden daha zor."

"Göbek bağı kesildi ve söylemek gerekirse muazzam iş çıkardım. Fakat bu noktada yorgunluk çökmeye başladı. Ama banyoyu temizlemem gerekiyordu çünkü bir korku filminin seti gibi görünüyordu."

"Banyoyu temizliyorum, bebeğimi emziriyorum ve uyuyorum. Hayır, hastaneye gitmiyorum, yatağa gidiyorum. Ertesi gün kalkıyorum ve havaalanına gitmek için hazırlanıyorum çünkü taksi parasını önceki gece uçamayacağımı bildiğim halde çoktan ödedim."

"Yeni doğmuş bir bebekle ülkeden çıkmak için ne gerektiğini bilmiyordum ve sormak için havaalanından daha iyi bir yer olamaz diye düşündüm."

"Oraya vardığımda havaalanı çalışanları çıldırıyorlar çünkü bebeğin yeni doğduğu anlaşılıyor. Resmen hiç bebek kıyafetim yoktu ve ona en sevdiğim mavi gömleğimden (Nur içinde yatsın) bir şey yaptım. Neyse, bebek kaçırmaya çalışan bir insan kaçakçısı olduğumu sandılar."

"Gümrüğü, polisi, doktoru, hemşireyi (bebeği ve gerçekten doğum yapıp yapmadığımı kontrol etmek için) ve havalanının yüksek makamlarını çağırdılar. (Doğal olarak) soru yağmuruna tutuldum ama sonunda kaçakçı olmadığımı kanıtladım. Bu süreçte ABD Büyükelçiliğini aradım."

"Neyse, bulunduğum odanın kapısı çalındı ve birisi gelip 'Fotoğrafını çekmek istiyorlar' dedi. Araştırmanın bir parçası olduğunu düşündüm. Değildi. Dışarı çıktım ve her yerde basın vardı."

"Nasıl öğrendiler bilmiyorum ama birisi onlara hikayemi ötmüş ve bir sürü soruları vardı. Eğer adımı ve İstanbul, Türkiye'yi aratırsanız makaleler çıkıyor. Fakat hepsi Türkçe, o konuda bol şans. (Bunlar bana yardım eden hanımlar)"

"Dip not: Türk Hava Yollarına teşekkürler. Şimdiye kadar deneyimlediğim en iyi uçuş, uçuş görevlileri, hizmeti ve genel olarak tüm çalışanlarına sahipler. Herkes çok iyiydi! Oğluma ilk kıyafetlerini aldılar. Çünkü oraya vardığımızda neredeyse çıplaktı."

"Neyse, Türk Hava Yolları beni ABD Konsolosluğuna bir çevirmenle birlikte bedavaya gönderdi. (Cidden teşekkürler!) Ve oraya gittiğimizde bir gazeteci hiç yoktan ortaya çıkıp sorular sormaya çalıştı. Hanımefendi, beni nasıl buldunuz?!"

"Çevirmen 'belki sonra' falan dedi. Gazeteci de 'beklerim' dedi. 2-3 saat falan konsolosluktaydım. (Çok uzun bir gündü) İçerdeyken bir sürü aynı soruya cevap vermek ve doğum sertifikası ve pasaportu için başvurmak zorundaydım."

"Ondan sonra beni hastaneye götüreceklerini söylediler. Doğum yapalı 24 saat olmuştu. Ama gitmeden önce konsolosluktaki bağlantım geri gelip arkadan gitmem gerektiğini çünkü ön tarafın çok kalabalık olduğunu söyledi."

"Kısa kesmek gerekirse, hastaneye gidiyorum, kontrol ediliyorum, her şey yolunda. Oğlum son derece sağlıklı! Doktorlar hikayemi duyunca şok oldular. Ülke çapında haberlere çıktım ve insanlar sürekli fotoğraf çekinmek için bizi durduruyorlardı ve rastgele bir yaşlı kadın emzirirken mememi tuttu."

"Çünkü bana doğru şeklini gösteriyordu. Çok fazla reklamlarını yaptığım için Türk Hava Yolları iki haftalık otel ücretimi ödedi, yemeklerimi düzenledi ve dönüş uçuşlarımı Business Class'a yükseltti ve biz de savurgan Business Class'ın tadını çıkardık. Son."

"ABD'ye döndüğümüzde de basın oradaydı. Sanırım her şeyi anlattım."

"Bir de doğurduktan günler sonrasına kadar kimse bir bebeğim olduğunu bilmiyordu (annem bile) o yüzden bu hikaye herkese yayıldı."

"İşte Xavier Ata Freeman, 7 Mart 2018,İstanbul, Türkiye'de doğdu. Benim küçük uluslararası sevinç demetim! (Göbek adı Türkçe)"

Yorum Gönder

Türkiye'de İlk Ve Tek | buneloji.com